<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KalemTras.Org - Güncel Blog,Haber Yorumları,Makale,Deneme,Sağlık,Öss</title>
	<atom:link href="http://kalemtras.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kalemtras.org</link>
	<description>Hunhar Kalemlerin Kapkara Kült Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Feb 2010 18:50:40 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Rus Bilim Adamlarında Açıklama:</title>
		<link>http://kalemtras.org/rus-bilim-adamlarinda-aciklama.html</link>
		<comments>http://kalemtras.org/rus-bilim-adamlarinda-aciklama.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 18:50:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı nüfus artışı]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus artış oranları]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus artış sebebleri]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus artışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kalemtras.org/?p=6106</guid>
		<description><![CDATA[ Rusya Bilimler Akademisi Çözüm Üretilmediği halinde, Ülkenin Nüfusunun 2050&#8242;ye Kadar Yüzde 43 Azalarak 93 Milyona Gerileyeceğini Açıkladı.Uzmanlar ülkenin en büyük sorunu sayılan demografik probleminin çözümü için de beş öneride bulundu: Alkol ve sigaraya karşı amansız mücadele, aile politikalarını geliştirme, doğum oranını artırma ve sağlık sistemini iyileştirme.
Rus akademisyenlere göre, eğer devlet ortaya attıkları öneriye kulak asmazsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-6107" title="rus-bilim-adamlari-uyardi-cozum-uretilmezse-2-1910840_o" src="http://kalemtras.org/resimler/rus-bilim-adamlari-uyardi-cozum-uretilmezse-2-1910840_o-200x200.jpg" alt="" width="200" height="200" /> Rusya Bilimler Akademisi Çözüm Üretilmediği halinde, Ülkenin Nüfusunun 2050&#8242;ye Kadar Yüzde 43 Azalarak 93 Milyona Gerileyeceğini Açıkladı.<span id="more-6106"></span>Uzmanlar ülkenin en büyük sorunu sayılan demografik probleminin çözümü için de beş öneride bulundu: Alkol ve sigaraya karşı amansız mücadele, aile politikalarını geliştirme, doğum oranını artırma ve sağlık sistemini iyileştirme.</p>
<p>Rus akademisyenlere göre, eğer devlet ortaya attıkları öneriye kulak asmazsa bu durumda nüfus 2050 yılına doğru yüzde 43 azalabilir. Rusya Bilimler Akademisi&#8217;ne bağı Bölgesel ve Medeniyetler Araştırması uzmanı Prof. Dr. Andrey Korotayev dahil bilim adamlarının hazırladığı &#8220;Kapsamlı sistem analizi ve dünya dinamiği modeli&#8221; isimli araştırmada, 2050 yılına doğru ülkede nüfus azalması konusu ele alındı.</p>
<p><strong><em>DÖRT İLGİNÇ SENARYO</em></strong></p>
<p>Rus bilim adamları tarafından yapılan araştırma raporunda gelecekteki nüfus azalmasıyla ilgili dört ilginç tahminde  bulunuyor: Eğer devlet demografik sorunla ilgili bir önlem almazsa bu durumda ülkenin nüfusu 2050 yılına doğru 93,1 milyonun altına düşer. Eğer ülkeye normal göçmen akışı devam ederse bu rakam 99,5 milyon olabilir. Eger fazla göçmen akışı yaşanırsa nüfus 114,2 milyon kişi olur. Bugün Rusya&#8217;nın nüfusu ise 140 milyon kişi.</p>
<p>Bilim adamlarının rapordaki en kötü senaryosuna göre, ülkede alkol lobisinin &#8220;zaferi&#8221; ve tıpkı 1990&#8242;lı yıllarda olduğu gibi doğum ve ölüm oranının yine kötüleşmesi durumunda nüfus sayısı (yabancı göçmen olmadan) 79,9 milyona düşer. Eğer normal göçmen akışı olursa bu rakam 85,8 milyon olur. Fazla göçmen akışı sağlanırsa bu durumda da 99,7 milyon kişi olur.</p>
<p>Eğer devlet alkole karşı bir önlem alırsa bu durumda nüfus 109,7 milyona düşer. Burada da aynı çizelge: Normal göçmen akışı durumunda nüfus 116,8 milyona iner. Fazla göçmen akışı sağlanması durumunda da 132,3 milyona düşer.</p>
<p>Sonuncu senaryo ise doğum oranları ile  ilgili. Bunun adı da &#8220;iyimser senaryo.&#8221; Bu senaryoya göre, eğer devlet yukarıda belirtilen uygulamalarının yanı sıra çok önemli faktör sayılan doğum oranını artırmak için de etkin politika uygularsa bu durumda nüfus 150,4 milyona (yabancı göçmen olmadan) çıkar. Normal yabancı göçmen akışında 158,8 milyon, fazla göçmen akışında ise 176,4 milyon olur. Ama bu senaryo çok &#8220;pahalı&#8221;. Doğum oranını artırmak için devlet kesenin ağzını fazlasıyla açması gerekecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kalemtras.org/rus-bilim-adamlarinda-aciklama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav Stresini Yenmek için</title>
		<link>http://kalemtras.org/sinav-stresini-yenmek-icin.html</link>
		<comments>http://kalemtras.org/sinav-stresini-yenmek-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 18:37:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim Kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sınav kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[sınav stresi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav stresini yenmek]]></category>
		<category><![CDATA[sınav stresiyle nasıl başedilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kalemtras.org/?p=6101</guid>
		<description><![CDATA[KAYGI NEDİR?

Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur.
Dünyaya geldiğimiz anda bir öğrenme süreci içine gireriz ve bu süreç yaşamımın sonuna dek devam eder. Öğrenme, kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve süregelen yaşamdan dolayı alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanılması sürecidir. Öğrenilenler, kişinin birikimini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;"><strong><span style="text-decoration: underline;">KAYGI NEDİR?</span></strong><br />
</span></span><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;"><br />
Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur.<br />
</span></span><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;">Dünyaya geldiğimiz anda bir öğrenme süreci içine gireriz ve bu süreç yaşamımın sonuna dek devam eder. <span id="more-6101"></span>Öğrenme, kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve süregelen yaşamdan dolayı alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanılması sürecidir. Öğrenilenler, kişinin birikimini (potansiyelini) oluştururken, öğrenilenlerin belli bir amaca yönelik kullanılması da performansı ortaya koyar. Başka bir deyişle performans, kişinin akıl, duygu ve davranış düzeyinde daha önceden kazanmış olduklarının, belli bir durum ve belli bir zaman kesitinde, eylemsel olarak ortaya konulan şeklidir. Ancak çeşitli iç ve dış etkenler nedeniyle gerçek potansiyelin performansa dönüşmesi zaman zaman güçleşir. Bu etkenlerden biri yüksek kaygıdır.<br />
</span></span><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;">Öyleyse herhangi bir alanda başarılı olabilmek için hiç kaygı yaşamamak mı gerekir?<br />
</span></span><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;">Hayır!&#8230; Her duygu gibi kaygı da kişinin, yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Öyleyse amacı kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır.<br />
</span></span><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;">Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltmek açısından yardımcı olur. Örneğin, bir konferans yada bir konuşma için yaşadığımız orta düzeydeki bir kaygı, bu konuşmaya daha iyi hazırlanmamıza ve daha iyi bir performans göstermemize yardımcıdır. Hiç kaygı yaşamadığımız durumlarda ise, yapılacak olan işi elden geldiğince iyi yapmak için içimizde bir istek oluşmadığından sonuç, genellikle olumsuz olur.<br />
</span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise, kişinin, enerjisini verimli bir biçimde kullanması, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirmesi engellenir. Kişi potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.<strong></strong><br />
<strong>a) Sınav Kaygısı Nedir?</strong><br />
Sınav kaygısı literatürde “öğrencinin sınavla doğrudan ilgisi olmayan düşüncelerini arttıran, yoğun bedensel uyarımlara yol açarak dikkati bölen, böylelikle verimli çalışmayı, öğrenmeyi ve öğrenilenlerin etkili biçimde kullanılmasını güçleştiren yoğun bir uyarım durumu” olarak tanımlanır.</span><br />
</span></span></span></span></p>
<p>A.2. SINAV KAYGISI NEDİR?</p>
<p><strong>b) Sınav Kaygısı Nasıl Tanımlanır?</strong><br />
Bir sınava girmeden önce sınavı başarıp başaramayacağınız beyninizi aşırı meşgul ediyorsa ve yoğun bir kaygı hissediyorsanız üstelik bu bütün işinizi bozuyorsa, uykularınızı, yeme duyumunuzu etkiliyorsa, neredeyse başka hiçbir şey düşünmüyorsanız sınav kaygısına adaysınız demektir. Sınav öncesi gözünüzü uyku tutmuyorsa, sınav saati ecel gibi yaklaşıyorsa, sınava girerken eliniz titriyorsa ve soğuk terlemeye başladıysanız, sınavda beyniniz zonkluyor ve heyecandan soruları okuyamıyorsanız yoğun bir sınav kaygısı içindesiniz demektir.<br />
Sınav kaygısı iki ayrı boyutta ele alınabilir:</p>
<p><strong>Endişe ve Yoğun Duygulanım:</strong></p>
<p>ENDİŞE: Performansa yönelik zihinsel bir süreçtir. Sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklentilerden oluşur.<br />
YOĞUN DUYGULANIM: Kaygının yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden gelen ve bedenin olağan işleyiş dengesi dışında ortaya çıktığını belirten sinyallerdir.<br />
Aşağıdaki bölümde sınav kaygısı yaşayan kişilerin, kaygının endişe ve duygulanım boyutlarını nasıl dile getirdiklerini gösteren bazı ifadeler bulacaksınız.</p>
<p><strong>Endişe</strong><br />
Bu sınavda başarılı olamayacağım.<br />
Bu sınav sonunda her şey berbat olacak.<br />
Sınıftaki herkes benden zeki.<br />
Bu sınavda başarısız olursam not durumumu bir daha asla düzeltemem.<br />
Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutabilirim.<br />
Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum.<br />
Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?.</p>
<p><strong>Yoğun Duygulanım</strong><br />
Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor.<br />
Çok perişan bir durumdayım.<br />
Bu sınava gireceğim için paniğe kapıldım, elim ayağım birbirine dolaşıyor.<br />
Gözüm kararıyor, midem bulanıyor, soğuk soğuk terliyorum.c) Hissedilen Olumsuz Duygular Nelerdir?<br />
- Ya başarısız olursam korkuları.<br />
- Yeterince çalışmadığı için kendini suçlama.<br />
- Kesinlikle başarılı olamayacağım yargıları.<br />
- Hiçbir şey hatırlamadığını ve hiçbir şey bilmediğini düşünmek.<br />
- Sürenin çok yetersiz olduğunu düşünmek.<br />
- Sıkıntı, bunaltı hisleri.<br />
- Ölsem de kurtulsam keşke bu duruma hiç düşmeseydim düşüncesi.<br />
- Kaybederse asla tekrar denemeyeceğini düşünce ve kendini toparlayamama.</p>
<p><strong>d) Hissedilen Fizyolojik Belirtiler Nelerdir?</strong><br />
- Çarpıntılar, düzensiz kalp atışları.<br />
- Düzensiz solunum, hava açlığı.<br />
- Ellerde titreme, vücutta ateş basması hissi.<br />
- Baş dönmesi, bayılma, beyni boşalmış hisleri.<br />
- Kas yorgunlukları, uyuşma, titremeler.<br />
- Yeme alışkanlıklarında değişme.<br />
- Dilin, damağın kuruması.<br />
- Gerginlik ve / veya sinirlilik hali.<br />
- Bağırsak hareketlerinde değişme (ishal-kabızlık).</p>
<p>Öğrenciler fizyolojik belirtilerin sınavın ilk 30-40 dakikası içinde daha yoğun yaşandığını, sınavın sonlarına doğru, belirtilerin şiddetinde bir azalma olduğunu belirtmektedirler. Yoğun sınav kaygısı içindeki kişiler, yalnızca bedensel bazı uyarımlar yaşamakla kalmayıp, aynı zamanda performanslarının yeterliliği konusunda da yoğun bir endişe içine girmektedirler.</p>
<p>Araştırmacılar, sınav başarısının düşmesinde endişe faktörünün etkisinin, yoğun fiziksel uyarma oranla daha fazla olduğunu belirtmektedirler. Çünkü sınav kaygısının sınav sırasında yarattığı olumsuz etkinin odağı dikkat mekanizmasıdır. Kişinin, potansiyelini ortaya koyabilmesi için sınav sırasında dikkatinin tümünü sınav sorularına yöneltmesi gerekir. Ancak sınav kaygısı yüksek olan kişilerin yaşadığı endişe, dikkatin bölünmesi ve sınavla ilgili olmayan şeylere yönelmesine neden olur. Öğrenci dikkatini sınava vermekte güçlük çeker ve dikkat, sınav soruları ile kişinin kendi performansına ilişkin yorum ve değerlendirmeleri arasında bölünür. Bir süre sonra öğrenci, dikkatinin çoğunu akademik başarısıyla ilgili olumsuz yorum ve değerlendirmelere yöneltir. Başarısından kuşku duyar ve diğerlerinin kendisinden daha üstün performans göstereceğini düşünür.<br />
Böylece sınava odaklanması gereken zihinsel enerji, hedefinden uzaklaşıp dağılır ve öğrencinin gösterdiği performans, potansiyelinin çok altına düşer.<br />
<strong><br />
e) Sınav Kaygısının Etkileri Nelerdir?</strong><br />
- Öğrenilen bilgiler transfer edilemez.<br />
- Okuduğunu anlama ve düşünceleri organize etmede zorluk yaşanır.<br />
- Dikkatte bir azalma olur, dikkat sınavın içeriğine değil sınavın kendisine ve bağlı olarak yaşananlara odaklanır.<br />
- Zihinsel beceriler zayıflar, bilgilerin hatırlanmasını engeller.<br />
- Enerji tükenir ve israf edilmiş olur.<br />
- Fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur.</p>
<p><strong>f) Sınav Kaygısının Nedenleri Nelerdir?</strong><br />
- Zamanı iyi kullanamama.<br />
- Kötü çalışma alışkanlıkları.<br />
- Beklenti düzeyi.<br />
- Görev ve sorumlulukları erteleme.<br />
- Mükemmeliyetçi yaklaşım.<br />
- Başarısız olma ve değerlendirilme korkusu.<br />
<strong><br />
g) Sınav Kaygısını Azaltan Faktörler Nelerdir?</strong><br />
Bazen duygularımızı ifade ederken birbirine karıştırabiliyoruz. Sınav kaygısı konusunda da heyecan, kaygı ve korku duyguları birbirine karıştırılabiliyor. Oysa kaygı duygusunu iyi tanıyabilmek, kaygısıyla mücadele etmek ve onu kontrol edebilmek için geçerlidir.<br />
Sınava başlamadan kısa bir süre önce hissedilen duygu hali genellikle heyecandır.</p>
<p>Beyin bir süre sonra karşılaşacağı sorunları yanıtlayabilmek ve gerekli olan yüksek beyin fonksiyonlarını yerine getirebilmek için hazırlık aşamasındadır. Önemli olan bu doğal sürecin kaygıya ve paniğe dönüştürülmemesi, algılama, anlama, yorumlama, hatırlama gibi bilişsel etkinliklerin olumsuz yönde etkilenmemesidir.<br />
Sınava girmeden birkaç saat önce yada sınav başlamadan kısa bir süre önce heyecanlanmaya başladığınızı fark ettiğinizde, bunu diğer tüm öğrenciler gibi sizinde yaşadığınızı, bunun doğal olduğunu ve hatta sınavda başarılı olabilmek için bu heyecanın gerekli olduğunu kendinize söyleyin.<br />
“Geçmiş ve gelecek arasından savrulmayın günü yakalayın”.</p>
<p>Bazen insanlar geçmiş yaşantıları ile gelecekte yaşayacaklarına inandıklarının arasında gidip gelmekten bugünü yaşamazlar. Hatta bu tür insanlar “bir olayın kötü günleri düşün, iyi olunca sevinirsin” gibi bir felsefeyi de benimsemiş durumdadırlar. Yaptıkları hatalar, yaşadıkları başarısızlıklarla gösterdikleri becerisizlikler, üzüntüler onları öylesine meşgul eder ki “Ben aslında geçmişte pek başarılı olamadım, matematik dersini de eskiden beri hiç beceremem, bir türlü düzenli ve planlı öğrenci olamadım” gibi geçmişte yaşadıklarını düşünüp dururken zaman akıp diler ve zamanlarını değerlendiremezler. Zamanın verimli bir şekilde kullanılmamasından dolayı da başarısızlık doğal bir sonuç olacağından “Ben biliyordum böyle olacağını” diyerek ne kadar haklı olduklarını onaylarlar. Oysa insan ne ekerse onu biçer.</p>
<p>Bu kişiler sınava hazırlanırken bütün güçlerini seferber ederler. Bir oraya, bir buraya koşturur dururlar. Belki çok çalışırlar, belki de çalışmayı çok isterler. Ancak akıllarından geçen “Ya kazanamazsam düşüncesi” onların bütün umutlarını kırar. “Zaten kazanamayacağım”, “Çalışmam anlamsız”, “Şimdi bir çok öğrenci kim bilir ne kadar çok çalışıyordur, başarıya ne kadar yaklaşmıştır?”, “Ben ne yapsam boş” düşüncesine o kadar inanırlar ki çalışma konusunda isteksizleşebilir, hatta baştan pes edebilirler.<br />
Tüm bunların sonucunda bu öğrenciler potansiyellerinin çok altında başarı gösterirler. Çünkü var olan potansiyellerini kullanma fırsatını bulamazlar onlar geçmiş ve gelecek arasında savrulmaktan bugünü yayamamışlardır.<br />
Geçmişi yeniden yaşayamayız. “O” tedavülden kaldırılmış para gibidir. Gelecek çok uzakta, onu göremeyiz. Gelecek senet gibidir. Bugün ise nakit paradır. Eğer geleceği değiştirmek istiyorsanız bugünü değerlendirin ve değişimi hayallerinizde değil bugünde gerçekleştirin. Çünkü sıcak bugün kontrolümüz altındadır ve bizler sadece kontrolümüzde olan şeyleri değiştirebiliriz.<br />
<strong><br />
h) Yararsız Düşünceler Nelerdir?</strong><br />
- Sınava hazır değilim.<br />
- Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım?<br />
- Sınavlar niye yapılıyor? Ne gerek var?<br />
- Bu bilgiler gelecekte işime yaramaz.<br />
- Sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok.<br />
- Bu konuları anlamıyorum, aptal olmalıyım.<br />
- Biliyorum bu sınavda başarılı olamam.<br />
- Sınav kötü geçecek.<br />
- Çok fazla konu var, hangi birine çalışabilirim ki?</p>
<p>ı<strong>) Yararlı Düşünceler Nelerdir?</strong><br />
- Yapmam gereken nedir? Yapabildiğimin en iyisini yapmamın bana ne zararı olabilir? Ne kaybederim?<br />
- Yeterli zamanımın olmadığı doğru, ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim?<br />
- Tüm materyalleri çalışmasam bile, önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanabilirim.<br />
- Hangi sorular sıklıkla soruluyor, ondan başlamalıyım.<br />
- Takıldığım yerler olabilir, bilenlere soracağım ve yardım alacağım.<br />
- Diğer öğrenciler kadar iyi olmasam da elimden geleni yapacağım ve daha iyi olduğumu göstereceğim.<br />
- Diğer öğrenciler gergin ve telaşlı. Ben de kendimi kontrol edebilir ve başarılı olabilirim.<br />
- Duygularım kontrolüm altında başarabilirim.</p>
<p><strong>3) SINAV KAYGISIYLA BAŞAÇIKMA PROGRAMI</strong><br />
a) SINAV KAYGISIYLA BAŞAÇIKMA<br />
Amaç: Bu bölümde sınav kaygısıyla başa çıkmaya imkan verecek bedensel, zihinsel ve davranış düzeyinde teknikler öğretilecek ve bunların uygulamaları konusunda örnekler anlatılacaklardır.<br />
İster koleje veya üniversiteye girer gibi uzun süreli ve önemli bir sınava hazırlık döneminde, ister yıl içindeki olağan eğitim döneminde olsun, her öğrenci zaman zaman sorumluluklarını üzerine yığıldığını hisseder.<br />
Hazırlanması gereken derslerin birikip ağırlaşması, sizden beklenenlerin fazlalığı ve bütün bunları nasıl yapacağınızı bilmemeniz büyük bir yük oluşturur ve bu da zamanla bıkkınlık verir. Herkesin dönem dönem yaşadığı bu usanma ve karamsarlık duygusu son derece normaldir. Gereksiz olan bu duygular karşısında ümitsizliğe kapılmak, kendinizi çaresiz ve güçsüz hissederek çalışmayı ve mücadeleyi bırakmaktır.<br />
Gelişme döneminin kendine özgü bedensel ve hormonal değişimlerinin de etkisiyle bazen bu duygular başarınızın üzerinde bir kara bulut gibi dolaşır ve nereye gitseniz sizi izler. Bu bölümde başınızın üzerinde çalışan, çalışmanızı güçleştiren, öğrenmenizi engelleyen bu kara bulutlar be sınav stresiyle başa çıkmanızı kolaylaştıracak bedensel ve zihinsel teknikler ele alınacaktır.<br />
Sınav kaygısı konusunu ayrı bir bölüm olarak ele almayı gereken sebep nedir? Sınav kaygısı gerçekten bu kadar önemli midir? Bu sorulara cevap olacak bir araştırmanın sonuçları aşağıdadır.<br />
<strong><br />
GEVŞEMENİN ÖĞRENİLMESİ</strong><br />
Bütün stres azaltma tekniklerinin son amacı, stresin yol açtığı istenmeyen sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. Gevşeme cevabının öğrenilmesi ile, bedende stres sırasında ortaya çıkan durumun “tam tersi” ortaya çıkar.<br />
Stres tepkisi sırasında beden kimyasında değişiklikler meydana gelir ve bazı kimyasal maddeler salgılanır. Gevşeme cevabının öğrenilmesi ve uygulanmasıyla stres sırasında ortaya çıkan kimyasal maddeler salgılanır ve kaybolur. Bu maddeler özellikleri gereği gevşeme cevabıyla aynı zamanda “var olamaz”lar. Bir başka biçimde ifade edersek bedende aynı zamanda hem gerginliğin, hem de gevşemenin beden kimyası birlikte olmaz. Bu sebeple insan stresi yaşıyorsa ona ait beden kimyası egemendir.<br />
Bedensel olarak gevşemiş bir insan, ruhsal olarak sakin ve huzurludur. Bedensel olarak gergin bir insan ruhsal olarak endişeli ve sıkıntılıdır.<br />
Bir insan aynı anda hem gergin, hem gevşek olmayacağına göre gevşemiş bir insanın endişeli ve sıkıntılı veya gergin bir insanın sakin ve huzurlu olması mümkün değildir.<br />
“Derin Gevşeme” duygusu, gevşekliğin bedensel durum ve özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkartılabilir. Gerçekten gevşemeyi başarmış bir insanın solunumu derin ve rahat, elleri ve ayakları sıcak ve ağır, kalp vuruşları sakin ve düzenli, karnı sıcak, alnı serindir. Bu durumdaki bir insanın kasları gevşemiş, hormonal dengesi sağlanmış ve beden aaaabolizması yavaşlamıştır.<br />
Eğer insan yukarıda anlatılan geveme cevabının özelliklerinden birini gösterebilirse, stresin yarattığı fizyolojik ve biyokimyasal kısır döngü kırılmış, onun yerine gevşemenin fizyolojik ve biyokimyasal kısır döngüsü kurulmuş olur.<br />
Solunum derinleşmesi (stres tepkisi sırasında hazırlanır) kalp vurum sayısını azaltır (Stres tepkisi sırasında artar), el ve ayaklara gide kan miktarının artması bu bölgede ısınma ve ağırlaşmaya sebep olur (stres tepkisi sırasında damarlar daralır, kan içeri çekilir dolayısıyla yüzey sıcaklığı düşer). Bu durum (kan damarlarını sıkan küçük kaslarda olduğu gibi) bedenin bütün kaslarında gevşemeye ve rahatlamaya neden olur.<br />
<strong></strong><br />
“Önce Nefes Almayı Öğrenin”<br />
Otonom (kendi kendine çalışan) organlarımız olduğunu biliyoruz. Kalbimizin vuruşları, kan basıncımız, beden sıcaklığımız ve daha bir çokları bu sisteme örnektir. Bu organlar veya fonksiyonlar bizim doğrudan denetim ve istediğimiz dışında çalışır. Ancak yine bilinmektedir eğitim ve egzersizle bu organ ve fonksiyonları kısmen veya bütünüyle kontrol altında tutmak mümkündür.<br />
Bedeni kontrol etmek yakındaki çabaların ilk adımı solunumu kontrol etmektir. Çünkü solunum bir yönüyle, istediğimiz zaman nefes aldığımız, istediğimiz zaman nefesimizi tuttuğumuz için, irademizle, yönlendirdiğimiz bir faaliyettir. Ancak diğer solunum, beyin yapısındaki bir merkez tarafındaki kandaki oksijen ve karbondioksit dengesine göre bütünüyle **** (kendi kendine) yürüyen bir faaliyettir.<br />
Yukarıda sayılan sebeplerden ötürü otonom faaliyetleri kontrol etmeye “solunumu kontrol etmekten” başlamak çok anlamlıdır. Aynı zamanda doğru ve derin nefes almayı öğrenmek, gevşemeyi öğrenmek yolunda atılan en önemli adımdır.<br />
Nefes almanın kendisi bir gevşeme yolu olduğu gibi bütün gevşeme egzersizleri içinde, egzersizin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Ayrıca nefes egzersizleri günlük hayatın akışı içinde uygulanması en kolay egzersizlerdir.<br />
Doğru ve derin nefes almanın kendisinin doğrudan damarları genişletme ve kanın (dolayısıyla oksijenin) bedenin en uç ve derin noktalarına kadar ulaşmasını sağlama özelliği vardır.</p>
<p>d) BEDENİ KONTROL ETMEK YOLUNDA BİRİNCİ BASAMAK: SOLUNUMUN KONTROLÜ VE NEFES EGZERSİZLERİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kalemtras.org/sinav-stresini-yenmek-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım Hastalıgı</title>
		<link>http://kalemtras.org/astim-hastaligi.html</link>
		<comments>http://kalemtras.org/astim-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 18:29:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astım hastalıgı]]></category>
		<category><![CDATA[astım hastalıgının tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[astım için kullanılıcak ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[astım için ne yapılması gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[astıma yol açan sebebler]]></category>
		<category><![CDATA[astımın özelligi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kalemtras.org/?p=6097</guid>
		<description><![CDATA[Astım, akciğerlere hava taşıyan hava yollarının yani bronşların aşırı duyarlı olması ve çevresel bir takım etkenlerle daralması şeklinde tanımlanabilecek, genellikle alerjik olan kronik bir hastalıktır.

   
 Bu hastalığın en belirgin özelliği hastanın nefes alıp verirken zorlanmasıdır.
Astımın sebepleri nelerdir? Astımın ortaya çıkmasında hem kalıtsal hem de çevresel etkenlerin rolü vardır. Burada kişinin genetik olarak allerjiye yatkınlığı söz konusudur. Çevresel problemler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Astım, akciğerlere hava taşıyan hava yollarının yani bronşların aşırı duyarlı olması ve çevresel bir takım etkenlerle daralması şeklinde tanımlanabilecek, genellikle alerjik olan kronik bir hastalıktır.</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-6098" title="5660236" src="http://kalemtras.org/resimler/5660236.jpg" alt="" width="80" height="80" /><span id="more-6097"></span></strong><br />
   </p>
<p> Bu hastalığın en belirgin özelliği hastanın nefes alıp verirken zorlanmasıdır.</p>
<p>Astımın sebepleri nelerdir? Astımın ortaya çıkmasında hem kalıtsal hem de çevresel etkenlerin rolü vardır. Burada kişinin genetik olarak allerjiye yatkınlığı söz konusudur. Çevresel problemler hastalığı ortaya çıkarmakta ve astım krizlerine yol açmaktadır. Bu etkenlere &#8220;tetiği  ateşleyen faktörler&#8221; denilmektedir. Bunların içinde en önemlileri, bazı tüylü hayvanlar, solunum yolu enfeksiyonları, sigara dumanı, sisli-kirli hava, stres, ağır kokular, temizlik malzemeleri, stres ve soğuk-kuru havadır.</p>
<p>Astımın belirtileri nelerdir? Öksürük, hırıltı, göğüste sıkışma hissi gibi şikayetler, haftada bir kereden daha sık tekrarlıyorsa,  şikayetler, haftada bir kereden daha sık ortaya çıkıyorsa, şikayetler gece uykudan uyandırıyorsa, konuşmakta zorluk varsa, dudak ve tırnaklarda morarma varsa, yürümede zorluk varsa, kalpte çarpıntı, nabızda hızlanma varsa, soğuk algınlığı ile ortaya çıkan öksürükler kriz halinde, kuru öksürükler olarak 10 günden fazla sürüyor ve her üşütme göğse iniyorsa bunların dışında; nefes darlığı, göğüste tıkanıklık hissi ve hırıltı, nefes alıp verirken bir ıslık sesi hissedilmesi gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Astım tanısı nasıl konur? Astım tanısı açısından en önemlisi, hastanın şikayetleri ve muayene bulgusunun dikkatli değerlendirilmesidir. Tanıda en önemli testler; solunum fonksiyon testleri ve allerjinin tespiti açısından alerji testleridir. Erken tanı önemlidir. Çünkü allerjik hastalar gerekli önlemler alınmadıkça ve gereken tedavi yapılmadıkça artış gösterebilir.</p>
<p>Astımın tedavisi nedir? Alerjik hastalıklar ve astımın mucizevi bir tedavi yöntemi yoktur. Çünkü bu hastalıklar genetik geçişlidir. Ancak erken tanı ve iyi bir tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilen hastalıklardır. Tedavide en önemli olan, hasta-hekim ilişkisi ve hastanın, hastalığı hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Tedavinin amacı, hastaya, şikayetlerinin olmadığı veya en az düzeyde olduğu bir yaşam sağlamaktır. Tedavi uzun sürelidir. Tedavide birinci basamak kişinin duyarlı olduğu allerjilerden uzaklaşması ve sakınmasıdır. Tedavinin ikinci basamağı ilaçlardır. Öncelikle solunum yolu ile alınan, sprey ve ya toz şeklindeki ilaçlar tercih edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kalemtras.org/astim-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kekemeligin problemi bulundu</title>
		<link>http://kalemtras.org/kekemeligin-problemi-bulundu.html</link>
		<comments>http://kalemtras.org/kekemeligin-problemi-bulundu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 18:19:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aile baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[kekeme problemi]]></category>
		<category><![CDATA[kekeme problemi nasıl çözülür]]></category>
		<category><![CDATA[kekemelige son]]></category>
		<category><![CDATA[sert ögretmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kalemtras.org/?p=6094</guid>
		<description><![CDATA[     Yıllardır duygusal sorunlara, baskıcı aile , sert öğretmen tutumlarına bağlanan insanlarda kekelemeyle ilgili ilk kez bilim adamları gen bağlantısı keşfetti.

Bilim adamları, bazı kekeleme vakalarını açıklayabilecek genler tespit ettiklerini bildirdi.
Tıp dergisi New England Journal of Medicine&#8217;ın dünkü sayısında yayımlanan araştırmada, bazı kişilerde konuşma problemlerine neden olduğu görülen üç gende mutasyon oldugu  tespit edildiği kaydedildi.
Bazı ailelerde kekeleme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6095" title="1178006960art_photo_kekeme" src="http://kalemtras.org/resimler/1178006960art_photo_kekeme-200x200.jpg" alt="" width="200" height="200" />     Yıllardır duygusal sorunlara, baskıcı aile , sert öğretmen tutumlarına bağlanan insanlarda kekelemeyle ilgili ilk kez bilim adamları gen bağlantısı keşfetti.</strong><br />
<span id="more-6094"></span></p>
<p>Bilim adamları, bazı kekeleme vakalarını açıklayabilecek genler tespit ettiklerini bildirdi.</p>
<p>Tıp dergisi New England Journal of Medicine&#8217;ın dünkü sayısında yayımlanan araştırmada, bazı kişilerde konuşma problemlerine neden olduğu görülen üç gende mutasyon oldugu  tespit edildiği kaydedildi.</p>
<p>Bazı ailelerde kekeleme vakalarının görülmesiyle daha önce de bazı araştırmalarda gen bağlantısı gündeme getirilirken, ilk kez araştırmacılar sorunun nedeni olarak belirli genlerikeşfetti.</p>
<p>Çalışmanın sahiplerinden, kalıtım bilimci Dennis Drana, elde ettikleri sonuçların, kekemeliğin biyolojik bir sorun olduğundan şüphe duyanları ikna etmeye yardım etmesini ümit ettiğini kaydetti.</p>
<p>Araştırmada ayrıca, bir <a onmouseover="showAd('24792','101220' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>gün</strong></span></a> kekemeliğe yönelik enzim tedavisi uygulanabileceğine işaret edildi.</p>
<p>Nedeninin bilinmemesiyle birlikte stres, olumsuz ana baba tutumu, tedirginlik gibi unsurlara bağlanan kekemelikle ilgili ortaya konan gen bağlantısının, insanlara yüklenen suçlamaları da kaldırmasını bekleyen Drayna ve diğer uzmanlar, sıkıntı, tedirginlik ve stresin kekemeliği artırabileceğini ancak kekemeliğin nedeni olamayacağını belirtti.</p>
<p>Çalışmada uzmanlar, çoğu üyesi kekeleyen Pakistanlı aynı soydan gelen geniş bir aileyi inceledi ve 12. kromozomda bir mutasyon tespit etti. Uzmanlar aynı mutasyonu ve mutasyona uğramış 2 geni daha Pakistan, <a rel="nofollow" title="ABD" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/abd/" target="_blank">ABD</a> ve İngiltere&#8217;den 400 kişide daha tespit etti. Kekelemeyenlerin oluşturduğu benzer bir grupta ise gönüllü bir Pakistanlı hariç, bu mutasyonlar tespit edilmedi.</p>
<p>Böylece kekeleme vakalarının yüzde 9&#8242;unda, 3 gen değişiminin neden olduğunu düşünen uzmanlar, kekelemeye yol açan diğer genleri tespit etmek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kalemtras.org/kekemeligin-problemi-bulundu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhteşem Şölene Hazır Olun</title>
		<link>http://kalemtras.org/muhtesem-solene-hazir-olun.html</link>
		<comments>http://kalemtras.org/muhtesem-solene-hazir-olun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 18:07:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Hobiler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[çingene müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç müzikler]]></category>
		<category><![CDATA[konser zamanları]]></category>
		<category><![CDATA[ritmik hareketler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kalemtras.org/?p=6090</guid>
		<description><![CDATA[    Kışkırtıcı ve harika bir şölen, teatral bir müzik kutusu… Çingene müziği ve operayı karanlık ve alaycı tarzıyla birleştiren Tiger Lillies, 13 Şubat&#8217;ta Salon’da!


1989’dan bu yana tam 19 stüdyo albümü yapan toplulukta akordeonu ve şeytani olduğu kadar meleksi sesiyle Martyn Jacques’a, oyuncaklar, mutfak gereçleri ve diğer vurmalı çalgılarda Adrian Huge ve kontrbas, müzikal testere ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6091" title="9812307" src="http://kalemtras.org/resimler/9812307-200x200.jpg" alt="" width="200" height="200" />    Kışkırtıcı ve harika bir şölen, teatral bir müzik kutusu… Çingene müziği ve operayı karanlık ve alaycı tarzıyla birleştiren Tiger Lillies, 13 Şubat&#8217;ta Salon’da!</strong><br />
<span id="more-6090"></span></p>
<div id="divAdnetKeyword">
<p>1989’dan bu yana tam 19 stüdyo albümü yapan toplulukta akordeonu ve şeytani olduğu kadar meleksi sesiyle Martyn Jacques’a, oyuncaklar, mutfak gereçleri ve diğer vurmalı çalgılarda Adrian Huge ve kontrbas, müzikal testere ve tereminiyle Adrian Stout eşlik ediyor. Alışılmadık, ilginç şarkı sözleri ve gösterileriyle grup, sahnede üç kişilik bir karnaval sunuyor. Tarifi güç performanslarını katıksız bir tutkuyla gerçekleştiren Tiger Lillies’i herkes kendi gözleriyle görmeli bu muhteşem konseri izlemeli.</p>
<table border="2" cellspacing="2" cellpadding="1" width="50%">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-size: medium;"><strong>The Tiger Lillies </strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>NEREDE: </strong>Salon İKSV &#8211; Sadi Konuralp Cad. No:5 34433, Şişhane</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>NE ZAMAN: </strong>13.02.2010 22:00:00</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>NE KADAR: </strong>1. Kategori: 45,00 TL<br />
                        2. Kategori: 28,00 TL (Öğrenci)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
var ilgiliLinkler = document.getElementById("divAdnetKeyword").getElementsByTagName("a");
var toplamLinkSayisi = ilgiliLinkler.length;
for(var i=0; i< toplamLinkSayisi; i++)
{
if(ilgiliLinkler[i].className == '' &#038;&#038; ilgiliLinkler[i].innerHTML.toLowerCase().indexOf('img') < 0)
{
ilgiliLinkler[i].className='boslinkcl';
}
}
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kalemtras.org/muhtesem-solene-hazir-olun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->