Özellikle okullarda bayan yönetici mutlaka olmalı

Samsun İl Milli Müdürü Hülya Ertürk Koç, Türkiye’nin bu görevi yürüten tek kadın müdürü. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, göreve geldiği sırada İzmir Fen Lisesi müdürlüğünü yürüten Koç’u Samsun’a gönderdi….
Biraz kendinizden bahseder misiniz? Türkiye’nin tek kadın Milli Eğitim Müdiresi olmadan önce hangi görevlerde bulundunuz?
Öğretmen bir baba ve ev hanımı bir annenin beş çocuğundan üçüncüsü olarak Gümüşhane Şiran’da doğdum. İlkokuldan lise son sınıfa kadar öğrenimime Şiran’da devam ettim. Lise son sınıfı babamın tayini nedeniyle geldiğimiz İzmir’de Şemikler Lisesi’nde okudum. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdim. Evliyim. 17 ve 11 yaşlarında iki erkek çocuk annesiyim.
1990 yılında Diyarbakır Ergani Anadolu Öğretmen Lisesi’nde Stajyer Edebiyat Öğretmeni olarak göreve başladım. Son üç yılı müdür yardımcılığı olmak üzere dokuz yıla yakın çalıştığım ilk görev yerim gerek branş gerekse hayata bakış açımın gelişmesi anlamında bana çok şey kattı. 1998 yılında İzmir Anadolu Öğretmen Lisesi’ne atandım. Bir yıl edebiyat öğretmenliğinden sonra aynı okulun ilk asil müdürü oldum ve altı yıl bu görevi yürüttüm. Kasım 2005’te İzmir Fen Lisesi Müdürü oldum. 10 Haziran’dan itibaren de Samsun İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmaktayım.
Nasıl bir öğrenciydiniz? Hangi derslerde başarılıydınız?
İnsanın kendine “iyi” demesi ne derece doğrudur, bilemiyorum; ama her zaman başarılı bir öğrenci oldum diyebilirim. Tüm derslerim iyiydi. Fen kolu mezunu olmama rağmen edebiyata ve okumaya meraklı olduğum için bilinçli olarak edebiyat okumayı tercih ettim. Üniversiteyi dereceyle bitirdim ve yeterlilik sınavını dereceyle kazandığım için ödül olarak Anadolu Öğretmen Lisesine atandım. Edebiyat öğretmeni olmaktan her zaman büyük mutluluk duydum. Bugün bile o dönemde ne kadar doğru bir karar vermişim diyorum. Türkiye’nin geleceğine yön verecek, güzel ülkemizin her köşesinde görev yapan yüzlerce başarılı öğrencinin öğretmeni olmaktan her zaman gurur duydum ve duymaya devam edeceğim.
Görevinize gelmeden önce hiç beklemediğiniz bir anda Bakan Çubukçu’nun telefonuyla atamanızın yapıldığı söyleniyor. Bu süreçten bahseder misiniz?
Tam öyle değil. Benim aslında il milli eğitim müdürlüğü gibi bir düşüncem yoktu. Eşim İzmirli. Benim ailem de 25 yıldır İzmir’de. Düzenimizi kurmuştuk. Çocuklar okullarına devam ediyorlar. Her şey yolundaydı. Bir gün sabah okula giderken cep telefonum çaldı. Araba kullanıyordum. Duafonu açtım. Personel Genel Müdürlüğü’nden aranıyordum. Ertesi gün 13.00’te Bakanlık Özel Kalem’de olmam; Sayın Bakanımızın benimle görüşeceği söylendi. “Hayırdır inşallah” dedim ve Ankara’ya gittim. Bakanımız beni , Samsun İl Milli Eğitim Müdürü olarak düşündüklerini söyledi. Böyle bir teklif beklemiyordum. Hem şaşırdım hem de onur duydum. Bunu kendilerine de ilettim. Evi, çocukları , ailemi, düzenimizi düşündüm o an. İçimden “İmkansız, olmaz Hülya.” dedim. Nezaketsizlik yapmamak için teşekkür ederek; düşünmek ve konuyu eşimle ailemle paylaşıp değerlendirmek için Bakanımızdan süre istedim. Eşim, ailem ve yakın çevremle yaptığım değerlendirme sonucunda bugün buradayım.
Milli Eğitim camiası içerisinde sizce neden kadın yöneticiler yok? Öğretmen sayısı göz önünde bulundurulduğu zaman yönetici sayısı yok denecek kadar az. Bunun başlıca sebepleri neler?
Her şeyden önce erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz; ama bütün suçu erkeklerin üzerine atarak da bu sorumluluktan kurtulamayız. Aslında meseleye kadın ve erkek olmaktan çok insan olmak noktasından yaklaşmak en doğrusu. Biz kadınlar aynı zamanda anne ve eşiz. Önceliklerimiz farklı. Çok fazla elimizi taşın altına koymak istemiyoruz. Belki de kolayına kaçıyoruz. Tabii burada erkeklerin tutumları da önemli. Çok da ön açıcı olmadıkları bir gerçek.













Yorum yapın